Sözlükte "tanımlama" ne demek?

Tanımlamak eylemi, tariftanımlama

Tanımlama kelimesinin ingilizcesi

n. definition, description, portrayal, portraiture, characterization, specification, explanation, collation

Tanımlama nedir? (Felsefe)

Bilgi edinen düşüncenin kullandığı mantık yöntemlerinden biri.

Bu yöntem sayesinde özelliklerin, nesnelerin, ilişkilerin, süreçlerin özü, yapısı; kavramların, sözcüklerin ve işaretlerin içeriğinin sınırları belirlenir. Her tanımlamanın iki öğesi vardır: Tanımlayan ve tanımlanan. Bu iki öğe mantıksal bir denklem bağlantısı içinde yer alırlar. Modern mantıkta birçok tanımlama türü vardır; bunların önemlileri şunlardır:

A) Konusuna göre tanımlama:

1) Nesne tanımları (Gerçek tanım): Bir nesnenin, bir özelliğin, bir ilişkinin özünün, bu nesneye, özelliğe, ilişkiye vb. tekabül eden cins kavramının, türü oluşturan farklılıkla birleştirilerek belirlenmesi demektir.

2) Sözcük tanımları (Nominal tanım):Kavramların, sözcüklerin ve işaretlerin vb. anlamlarının belirlendiği tanımlamadır. Belli bir sözcüğe veya sözcüklere bağlanarak yapılır.

B) Amaçlarına göre tanımlama:

1) Anlam kazandırıcı tanımlar: a) Adlandırıcı tanımlar: Bilim ve teknoloji alanındaki yeni buluşlarda ve icatlarda yapılan adlandırmalar. Takılan ad’ ın dildeki görevinin belirtilmesi çok önemlidir, b) Kısaltıcı tanımlar: Dilin uzun deyimlerini kısaltma amacıyla kullanılırlar. Örneğin Fe, cos., NATO, UNESCO.

2) Anlam belirten tanımlar: Sözcükler, vb. yardımıyla bir sözcüğün, kavramın anlamı belirtilir.

3) Anlam düzelten tanımlar: Günlük dilin sözcüklerine daha belirli bir anlam kazandıran tanımlar. Bunlar yer yer anlam kazandıran, yer yer de anlam belirten tanımlardır.

4) Etkileyici tanımlar: Bu tür tanımların amacı insanı etkilemektir. Gerek, asıl vb. sıfatları, politik ve duygusal yükü olan kavramlardır.

Tanımlama yöntemlerine gelince, bunlar, yarı dilsel yöntem ve tam dilsel yöntem’ dir.

Maddeci diyalektik, bir tanımlamanın yalnızca mantıksal doğruluğuyla yetinmez; tanım, düşünceyi hem gerçeğe uygun bir bilgiye götürmeli, hem de o gerçeğin pratikle değiştirilmesine olanak verecek şekilde düşünceyi yönlendirmelidir. Bunun gerçekleşmesi için, bir nesnenin her yanını, tüm bağlanıldıklarını ve «ilişki» lerini kavramak, ayrıca gelişimi-değişimi «kendi kendine hareketi» içinde inceleyip, onun toplumsal pratikle olan ilişkilerini -bu ilişikler, söz konusu nesnenin doğruluk derecesinin, onun oynadığı rolün ölçütüdürler- göstermek gerekir.